bi şey anlatmak istiyorsunuz ama anlatamıyorsunuz bunu bi tahayyül eder misiniz?
bu şey gibi; rüyanızda çığlık atarsınız ama sesiniz çıkmaz, ağlarsınız ama göz yaşınız akmaz, nefes almaya çalışırsınız ama alamazsınız bu tarz bi şeydir. aklınızda onlarca harf yüzlerce kelime milyonlarca cümle oluşturur ama siz ifade edemezsiniz, ve bunların hepsi birer dinamittir içinizde beyninizde yüreğinizde bir bir patlarlar her birinin patlayışı diğerini tetikler ve bu bir zincir gibi uzayıp gider.
peki bir insan bir şeyi neden anlatamaz? bunun bir sürü nedeni olabilir ama en çözümsüz nedeni karşındaki insanın sabit oluşudur, kendinden şaşılacak biçimde emin oluşudur. bu insanın tüm algılarını kapatır karşısına koyduğunuz ne olursa olsun ezip geçmeye çoktan hazırdır.
ve bu noktada karşıdaki insanın cümleleri anlamsız kelime yığınları haline gelir, tabiri caizse; "sussa içi rahat etmez söylese hükmü yoktur" çaresiz kalakalır..
bazen karşınızdakini üzmek incitmek pahasına savunduğunuz şeylerin aslında o kadar önemli olmadığını, ya da esnetilebilecek şeyler olduğunu fark etmeniz gerekir, aksi halde üzersiniz ve bu denli kıymetsiz şeyler için üzdüğünüz insan sizi ne kadar sevse de içinde bi kıymık kalır her an batmaya hazır.
16 Mart 2012 Cuma
9 Şubat 2012 Perşembe
meleklerin küfrettiği adam
biri var bi süredir tanıdığım... hani şu sürekli anlatıp hiç dinlemeyen tiplerden, aslında şu sıralar en çok ihtiyacım olan şey buydu; birisi konuşsun konuşsun konuşsun, ben başımı sallayayım, hafifçe gülümseyeyim, gözlerimi yana devireyim, kaşlarımı kaldırıp indireyim.. tam da öyleydi bi şey sormuyordu sorsa da cevabını dinlemiyordu gayet iyiydi yani.. çocukluğundan askerlik anılarına kadar her şeyi en az iki baskı dinlediğim zaman diliminin hangi evresindeydi tam olarak hatırlamıyorum ama bi şey fark etmiştim, sürekli ne kadar şanslı olduğundan bahsediyordu, evet cidden çok şanslı bi insandı hayatının her alanında işler çok yolunda gidiyor bu sefer sıçtım dediği noktada yine şansı devreye giriyor durumdan yırtmakla kalmıyor aynı zamanda olayın baş kahramanı oluyor bazen buna kendisi bile inanamıyordu aslında size aktarmak istediğim şey benim (bu denli hümanist bir insanın) bu zaman zarfında gelişen ifadelerimin evrimi;
-canııım ..
-ne sevimli ..
-hahhahh çok hoş ..
-neyseki !
-hadi yaa ..
-aaa ..
-hadi canım !
-şaka yapıyorsun !
-ciddi olamazsın !
-dalga geçiyorsun !
-ne şans !
-şans işte !!
-şansa bak !!
-çok şanslısın !!!
-daha neler !!!
-yok artık !!!!
-çüş !!!!
-şanslı piç !!!!!!
-bi siktirip gider misin !!!!!!!!!!!
şimdi gördüğümde yolumu değiştirip, uğradığında deli gibi çalışıyor taklidi yapıyorum bu dürüstçe değil biliyorum ama onu benden ve diğer insanlardan şans çalan bir hırsız gibi görmekten kendimi alıkoyamıyorum bu onun suçu değil tanrım senin suçun ama senden değil ondan nefret ediyorum çünkü senden korkuyorum!
-canııım ..
-ne sevimli ..
-hahhahh çok hoş ..
-neyseki !
-hadi yaa ..
-aaa ..
-hadi canım !
-şaka yapıyorsun !
-ciddi olamazsın !
-dalga geçiyorsun !
-ne şans !
-şans işte !!
-şansa bak !!
-çok şanslısın !!!
-daha neler !!!
-yok artık !!!!
-çüş !!!!
-şanslı piç !!!!!!
-bi siktirip gider misin !!!!!!!!!!!
şimdi gördüğümde yolumu değiştirip, uğradığında deli gibi çalışıyor taklidi yapıyorum bu dürüstçe değil biliyorum ama onu benden ve diğer insanlardan şans çalan bir hırsız gibi görmekten kendimi alıkoyamıyorum bu onun suçu değil tanrım senin suçun ama senden değil ondan nefret ediyorum çünkü senden korkuyorum!
24 Ocak 2012 Salı
paketi kapatmak için cenin pozisyonu alıp ana rahmine dönünüz!!
-dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ hmm mesaj geldi
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ ne paketiymiş bu ya, amaaan salla
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ ne yaa..
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ te'allam yea.. çık..
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ aaaaah ne var be!!
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ pek alaaa! cevapla.. KAPAT gönder..
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ hmm oldu galiba
- 1 yeni mesaj
+aç..
- değerli abonemiz kapatmak(!) istediğiniz pakete üyeliğiniz bulunmamaktadır. üye olmak için paket adını yazıp 1234'e gönderiniz.
+ hmm mesaj geldi
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ ne paketiymiş bu ya, amaaan salla
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ ne yaa..
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ te'allam yea.. çık..
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ aaaaah ne var be!!
- 1 yeni mesaj
+ aç..
- üye olduğunuz paket yenilenecektir, paketi kapatmak için KAPAT yazıp bu mesajı cevaplayın.
+ pek alaaa! cevapla.. KAPAT gönder..
- dıt dıııt.. dıt dıııt!
+ hmm oldu galiba
- 1 yeni mesaj
+aç..
- değerli abonemiz kapatmak(!) istediğiniz pakete üyeliğiniz bulunmamaktadır. üye olmak için paket adını yazıp 1234'e gönderiniz.
23 Ocak 2012 Pazartesi
bi masal kahramanı olabilirsiniz, kulaklıktan gelen şarkıya kendi klibinizi çekebilir, yağmurun altında kendi kendinize dans edebilirsiniz.. yola oturup çamurla oynayabilir, kendinizi denize atıp temizlenebilirsiniz ocağın sonunda, sonra insanların arasına karışabilirsiniz.. tabi sizi kimsenin tanımadığı bir yerdeyseniz!!
16 Ocak 2012 Pazartesi
yarım
ağzımda bi dolu küfür, boğazımda yutamadığım bi yumru, gözümde akamayan bi damla..
saatin kadranı olduğu yerde sayıyor günlerdir, yarım yamalak yenmiş yemekler, yarım ağız edilmiş kelamlar ve ağzımın kenarına hiç yakışmayan yarım bir gülümseme..
ayakkabılarımın birinin bağcığı açık kalmış, bazı tırnaklarımın ojelerini kemirmişim, yalap şalap toplanmış bir saç, sigaram dudağımdan düşmek üzere..
bi foroğrafçı koltuğunda oturuyor gibiyim, eğrelti.. bi portreye gereksiz eklenmiş bir detayım.. düş yoruyor varlığım, her an kaldırılıp atılacak gibi, "böyle daha iyi" denilecek gibi, huzursuz bir bekleyiş..
saatin kadranı olduğu yerde sayıyor günlerdir, yarım yamalak yenmiş yemekler, yarım ağız edilmiş kelamlar ve ağzımın kenarına hiç yakışmayan yarım bir gülümseme..
ayakkabılarımın birinin bağcığı açık kalmış, bazı tırnaklarımın ojelerini kemirmişim, yalap şalap toplanmış bir saç, sigaram dudağımdan düşmek üzere..
bi foroğrafçı koltuğunda oturuyor gibiyim, eğrelti.. bi portreye gereksiz eklenmiş bir detayım.. düş yoruyor varlığım, her an kaldırılıp atılacak gibi, "böyle daha iyi" denilecek gibi, huzursuz bir bekleyiş..
13 Ocak 2012 Cuma
yakışıklı bi sabah
her şeyin bi zamanı vardı, bana gelişin en güzeliydi zamanların, bana seslenişin en muhtaç olduğumda.. ve bu sabaha öyle yakışırdı ki bi "seni seviyorum"
köy kahvaltısı nedir,nerede yapılır? 10 adımda köy kahvaltısı ve dahası..
köy kahvaltısı..
efendim yeni dönemin modası bu, insanlar bilhassa hafta sonları toplaşıp köy kahvaltısı yapmaya gidiyorlar.. nereye? avm'lere, lüks semtlerin en lüks caddelerine, çünkü köy kahvaltısı orada yapılır..
nedir efendim köy kahvaltısı? ballar tereyağlar amlajından açılıp küçük kaselere koyuluyor ya, hah o işte köy kahvaltısı, valla bak, ekmek sepetinde köy ekmeğinin(!) yanında süzülen çikolatalı kuruvasanlar, efendime söyleyeyim jambonlar, emvayi çeşit peynir..
bi yerde okudum "açık büfe köy kahvaltısı (20 çeşit)!! yazıyor.. yahu bi kere köyde o bolluk nerede, 20 çeşitmiş!! bi sahana 2 yumurta kırıp 6 eşit parçaya böleceksin herkes kendi payını yiyecek işte köy kahvaltısı o, egenin köyü değilse o kadar çeşitli zeytin de yok, hatta zeytin yok.. sonra madem köy kahvaltısı ayağını altına katlayıp yer sofrasında yiyeceksin hayatım, o kocaman hiç estetik olmayan çatal kaşıklarla..
ayrıca metropollerin o tıklım tıkış caddelerinde de değil, köy kahvaltısı istiyorsan köyde yapacaksın, "olur mu öyle şey" deme, eğer kayak yapmak için daha çıkıyorsan, köy kahvaltısı için de köye gideceksin!!
mesela atlayıp bi cumartesi gecesinden gideceksin köye, tanrı misafiri deyip çalacaksın kapıyı, sobanın yanına ilişeceksin, ekstra ince belli bardakta bi çay tutuşturacaklar eline rengi açık mı açık lakin leziz, sonra sırma yorgandan bi yatak yapacaklar sana, daha akşamın dokuz buçuğunda, dantelli yastık kılıfı verecekler misafirsin diye, ömründe çekmediğin uykuyu çekecek sobadaki odunun çıtırtısına karışmış ekmek kokusuna açacaksın gözlerini, sobada pişmiş o güzelim ekmeğin kokusu dolacak ciğerine, sonra o buz gibi suda o yüz yıkanacak amma ve lakin titremekten tuvalete gidemeyeceksin.. sonra işte sofrada ne varsa o gün kısmette onu diğer insanlarla paylaşacaksın, sonra pencereden dışarıyı seyredip divanda sobanın sıcağıyla öğle uykusuna dalacaksın. budur! bu tarz bi şey yapamıyorsan git jambonunu, avokado salatanı nerede yersen ye ama adına köy kahvaltısı deme!
bi çoğunun vardır köyü, tatili orada geçirmeyi aklına bile getirmediği, benim köyüm yok ama çok köyde kahvaltı yapmışlığım var..
efendim yeni dönemin modası bu, insanlar bilhassa hafta sonları toplaşıp köy kahvaltısı yapmaya gidiyorlar.. nereye? avm'lere, lüks semtlerin en lüks caddelerine, çünkü köy kahvaltısı orada yapılır..
nedir efendim köy kahvaltısı? ballar tereyağlar amlajından açılıp küçük kaselere koyuluyor ya, hah o işte köy kahvaltısı, valla bak, ekmek sepetinde köy ekmeğinin(!) yanında süzülen çikolatalı kuruvasanlar, efendime söyleyeyim jambonlar, emvayi çeşit peynir..
bi yerde okudum "açık büfe köy kahvaltısı (20 çeşit)!! yazıyor.. yahu bi kere köyde o bolluk nerede, 20 çeşitmiş!! bi sahana 2 yumurta kırıp 6 eşit parçaya böleceksin herkes kendi payını yiyecek işte köy kahvaltısı o, egenin köyü değilse o kadar çeşitli zeytin de yok, hatta zeytin yok.. sonra madem köy kahvaltısı ayağını altına katlayıp yer sofrasında yiyeceksin hayatım, o kocaman hiç estetik olmayan çatal kaşıklarla..
ayrıca metropollerin o tıklım tıkış caddelerinde de değil, köy kahvaltısı istiyorsan köyde yapacaksın, "olur mu öyle şey" deme, eğer kayak yapmak için daha çıkıyorsan, köy kahvaltısı için de köye gideceksin!!
mesela atlayıp bi cumartesi gecesinden gideceksin köye, tanrı misafiri deyip çalacaksın kapıyı, sobanın yanına ilişeceksin, ekstra ince belli bardakta bi çay tutuşturacaklar eline rengi açık mı açık lakin leziz, sonra sırma yorgandan bi yatak yapacaklar sana, daha akşamın dokuz buçuğunda, dantelli yastık kılıfı verecekler misafirsin diye, ömründe çekmediğin uykuyu çekecek sobadaki odunun çıtırtısına karışmış ekmek kokusuna açacaksın gözlerini, sobada pişmiş o güzelim ekmeğin kokusu dolacak ciğerine, sonra o buz gibi suda o yüz yıkanacak amma ve lakin titremekten tuvalete gidemeyeceksin.. sonra işte sofrada ne varsa o gün kısmette onu diğer insanlarla paylaşacaksın, sonra pencereden dışarıyı seyredip divanda sobanın sıcağıyla öğle uykusuna dalacaksın. budur! bu tarz bi şey yapamıyorsan git jambonunu, avokado salatanı nerede yersen ye ama adına köy kahvaltısı deme!
bi çoğunun vardır köyü, tatili orada geçirmeyi aklına bile getirmediği, benim köyüm yok ama çok köyde kahvaltı yapmışlığım var..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)