13 Ocak 2012 Cuma

yakışıklı bi sabah

her şeyin bi zamanı vardı, bana gelişin en güzeliydi zamanların, bana seslenişin en muhtaç olduğumda.. ve bu sabaha öyle yakışırdı ki bi "seni seviyorum"

köy kahvaltısı nedir,nerede yapılır? 10 adımda köy kahvaltısı ve dahası..

köy kahvaltısı..

efendim yeni dönemin modası bu, insanlar bilhassa hafta sonları toplaşıp köy kahvaltısı yapmaya gidiyorlar.. nereye? avm'lere, lüks semtlerin en lüks caddelerine, çünkü köy kahvaltısı orada yapılır..

nedir efendim köy kahvaltısı? ballar tereyağlar amlajından açılıp küçük kaselere koyuluyor ya, hah o işte köy kahvaltısı, valla bak, ekmek sepetinde köy ekmeğinin(!) yanında süzülen çikolatalı kuruvasanlar, efendime söyleyeyim jambonlar, emvayi çeşit peynir..

bi yerde okudum "açık büfe köy kahvaltısı (20 çeşit)!! yazıyor.. yahu bi kere köyde o bolluk nerede, 20 çeşitmiş!! bi sahana 2 yumurta kırıp 6 eşit parçaya böleceksin herkes kendi payını yiyecek işte köy kahvaltısı o, egenin köyü değilse o kadar çeşitli zeytin de yok, hatta zeytin yok.. sonra madem köy kahvaltısı ayağını altına katlayıp yer sofrasında yiyeceksin hayatım, o kocaman hiç estetik olmayan çatal kaşıklarla..

ayrıca metropollerin o tıklım tıkış caddelerinde de değil, köy kahvaltısı istiyorsan köyde yapacaksın, "olur mu öyle şey" deme, eğer kayak yapmak için daha çıkıyorsan, köy kahvaltısı için de köye gideceksin!!

mesela atlayıp bi cumartesi gecesinden gideceksin köye, tanrı misafiri deyip çalacaksın kapıyı, sobanın yanına ilişeceksin, ekstra ince belli bardakta bi çay tutuşturacaklar eline rengi açık mı açık lakin leziz, sonra sırma yorgandan bi yatak yapacaklar sana, daha akşamın dokuz buçuğunda, dantelli yastık kılıfı verecekler misafirsin diye, ömründe çekmediğin uykuyu çekecek sobadaki odunun çıtırtısına karışmış ekmek kokusuna açacaksın gözlerini, sobada pişmiş o güzelim ekmeğin kokusu dolacak ciğerine, sonra o buz gibi suda o yüz yıkanacak amma ve lakin titremekten tuvalete gidemeyeceksin.. sonra işte sofrada ne varsa o gün kısmette onu diğer insanlarla paylaşacaksın, sonra pencereden dışarıyı seyredip divanda sobanın sıcağıyla öğle uykusuna dalacaksın. budur! bu tarz bi şey yapamıyorsan git jambonunu, avokado salatanı nerede yersen ye ama adına köy kahvaltısı deme!

bi çoğunun vardır köyü, tatili orada geçirmeyi aklına bile getirmediği, benim köyüm yok ama çok köyde kahvaltı yapmışlığım var..

11 Ocak 2012 Çarşamba

sevgileri çürütmeyin

hani bazılarımız çok tez canlıdır; bi şey olacaksa o an olmalıdır, o olmadan geçen her saniye boşadır boşunadır.. o kadar acelecidirler ki bazen, hata yaparlar, kırıp dökerler, takılıp düşerler ama elde değil mizaçları budur; bi şey mi yapılacak hemen yapılmalıdır, bi yere mi gidilecek hemen gidilmelidir, bi şey mi söylenecek hemen söylenmelidir, sevilecek biri mi var hemen sevilmelidir..

ve bazılarımız..

bazılarımız çok ağır kanlıdır; temkinli, sakin, yavaş.. o kadar yavaştırlar ki, sanki onlar için zaman sonsuzdur her şey herkes durağandır, genellikle kaybederler.. onlar öylece beklerken dünya döner. güneş onların coğrafyasına bi doğar bi batar, bi doğar bi batar.. zaman akar, tüketmekten korktukları şeyler öylece duruyor sanırlarken onlar tüketemeden tükenir! bilmezler ki hiçbir şey durağan değildir hayatta; taşlar, kayalar, dağlar, hatta yer küre bile durmaz yerinde hepsi hareket eder, değişir, başkalaşır..

sular akar, zaman gibi akar gider ve sevgiler meyve gibidir tazeyken tüketmezseniz öylece çürür giderler, eğer taze bir meyve gibiyken, tadı yerindeyken siz tüketirseniz hep sizinle kalır, kan gibi can gibi..

19 Aralık 2011 Pazartesi

Köpek Yalnızlığım

...

İlk çağırışımda gel
İkincisinde çok geç olabilir
Ve ben ilk çağırışında geleceğim
İkincisinde çok geç olabilir
Kimbilir nasılım ve nerdeyim
Bulursan ne olur beni bırakma
Bulamazsan aradığın yerdeyim
Hani o toprakla denizin kesiştiği
Kumların üzerine yorgun gölgelerin düştüğü
Sevenlerin ürkek adımlarla buluştuğu o yerde!

Yoksul rıhtımlarda köhne gemiler
Benden bir parça koparıp gider
Ben hep böyle yarım, ben böyle kırık dökük
Ne olur beni bırakma bulunca
Ve ilk çağırışımda gel
Sarsın krallığım yeryüzünü bir uçtan bir uca

Elini uzatsan tutacaksın
Yakındayım
Baksan göreceksin
Görsen seveceksin
Aradığın benden başkası değil
Farkındayım
Benim yüreğim değil
Kayan bir zamandır avuçlarından
Uzat ellerini susadım
Güzelliğin
Bir eski şarap gibi sızıyor parmak uçlarından

Gel diyorum
İlk çağırışımda gel!
Gel ki
Aydınlığında
Bütün geceler gündüz olsun
Dinle, uzak bir saat onikiyi çalıyor
Ne güç anlamıyor musun
Bir ömür boyu arayıp da seni bulmamak
Ben yokluğunda böyle yok, böyle yoksun
Ben yokluğunda böyle paramparça
Sensiz olmak hiç olmamak!

Ümit Yaşar Oğuzcan

14 Aralık 2011 Çarşamba

aklımda!

kabullenmek! tanrım ne kadar acımasızca çaresiz bir kelime, asla kabul etmeyecek olduğun bir şeyi mecburen kabul etmek, kimseye bunu yaşatmak istemezdim, kimse bunu yaşatsın istemezdim ama elimizde değil değil mi, insan oğlu çaresiz bir yaratık, eli kolu bağlı kalmaya mahkum, her şeye muktedir hiçbir şeye hükmü geçmiyor.. tezatsın ey ademoğlu çelişiksin, güçlü fakat acizsin, her şeye sahip olabilirsin ama bir şeye sahip olmazsan aslında hiçbir şeye sahip olamıyorsundur..

etrafında delice dönüp durduğun şeyle, durup dönmen arasında saliselik bir farkındalık varken, dönüp durmakla, bi durup dönmek arasında ömür harcıyorsun..

delice istediğin şey için aslında delirmek gerekmiyor diyorum, aklını başına al diyorum.. aklını kaçırıyorsun, fidyeye bile değmeyecek akılı neden kaçıyorsun? sen aklını kaçırdın diye minyon dolarlık hayali sana verirler mi sanıyorsun.. vermezler! verseler bile kıymeti var mı sanıyorsun? bereketsiz bu hayaller bak söylüyorum elde edince nasıl kaybettiğini anlamazsın bile. sor bak senden önce hayallerinin altılısını tutturanlara yine başladıkları yerdeler, hay(al)dan gelen “huy”a  gider, huyumuz kurusun! bitirmek tüketmek için yaşıyoruz, yaşanınca tükenir biliyoruz, bile bile lades oluyoruz diyorum.

8 Ekim 2011 Cumartesi

"KADIN KURTARILAMADI"

dün gazetedeki manşet ve bugün yapılan açıklama.. bir tek Fatih Altaylı için konuşmuyorum, genel olarak erkekler bu konulara bu kadar derin girmesinler, gerçekten üzüldüklerine inanıyorum lakin bu şekilde olmaz, kaş yaparken göz çıkarmak bu!

tamam istediğin buydu,  o fotoğrafı herkesin gözüne soktun;

- zaten şiddet görüp ses çıkaramayan kadının gözüne soktun (sığınma evine gidersen başına bu gelir, dayağa razı ol öldürse daha mı iyi??)

- kız çocuklarının gözüne soktun (zaten çekingen ve güvensiz olan kız çocuklarının)

- sen ne yaparsan yap ne yazarsan yaz okuyamayacak kadar insanlıktan çıkmış adamın gözüne soktun (demek ki sığınma evine gidenin hakkı bu!!)

- o kadının çocuklarının gözüne soktun (annelerini o halde hatırlayacak olan çocukların)

şimdi bile bile yaptım diyorsun, biliyordum diyorsun. hayır biz biliyoruz, ummadığın bir tepki alıp bundan bile nemalandığını!

şimdi sana kızanları suçlu adledecek kadar şuursuzsun..

evet fatih altaylı; kadın kurtarılamadı!!! (tıpkı haberin en alt satırında duygusuzca yazılmış bu cümle gibi "kadın kurtarılamadı!!!"

Fark etmek

ruh bedenden ne zaman ayrılır?

ruh bedenden, bedeni ait olmadığı bir yere hapsettiğinizde ayrılır! ait olmadığı bir yere, ait olmadığı bir bedene hapsettiğinizde ruh bedenden ayrılır ve siz kendinizi bir ölü gibi hissedersiniz, farkınız da yoktur bir ölüden; donuk bakışlarınız, cesete benzer gülüşleriniz vardır. ölüden tek farkınız ruhunuzla bedeninizi tekrar buluşturabilecek oluşunuzdur, ama nasıl?

içinize dönerek, ruhunuzun izini sürerek..

bu iz sürme sonucunda ruhunuzu ait olduğu yerde sizi beklerken bulursunuz, siz tüm dünya işlerinden sıyrılıp, kendinizi ruhunuzun kölesi yaptığınızda, ruhunuz ait olduğu yerde ait olduğu bedenler bulacaktır.. ve belki de hak ettiğiniz huzur o kadar da uzak ya da bulunmaz değildir.

huzur ve mutluluk insanlara bu kadar erişilmez gelmeseydi daha çabuk bulunurdu, "bi şey size ne kadar zor geliyorsa tam da o kadar zordur". elde etmek için önce ulaşılabilir olduğuna inanmak lazım. huzur ve mutluluk sizin onları bıraktığınız yerde, gözünüzü ayırdığınız, görmezden geldiğiniz yerde, yani tam da gözünüzün önünde!

"mutluluğu yakalamak" diye bir şey yoktur çünkü mutluluk kaçan birşey değildir, olsa olsa mutluluğu fark etmek vardır..