de ki o seni yar bilmiş koynuna almış,
de ki o sana güvenmiş sırtını dönmüş
de ki o sana biat etmiş, ömrünü adamış,
sözünü söz bilmiş yüreğini açmış..
sen bitti dediğin de bitti mi sandın, o parça parça bitmiş.
de ki, omuzlarından aldığın yük yüreğine binmiş.
11 Temmuz 2013 Perşembe
21 Nisan 2013 Pazar
daha küçük bir kız çocuğuyken başladım, insanların yüzlerini incelemeye..
özellikle bana bakmıyorlarken, aslında hiçbir şeye bakmıyorlarken, dalıp gittiklerinde incelerim hep. aslında en çok dudaklarına bakarım dudaklarının yönüne. kimi aşağı doğru durur kimisi bittiği yerden yukarı doğru kıvrılır. sanki yaşlandıkça daha aşağı bakıyordu dudaklar.
özellikle bana bakmıyorlarken, aslında hiçbir şeye bakmıyorlarken, dalıp gittiklerinde incelerim hep. aslında en çok dudaklarına bakarım dudaklarının yönüne. kimi aşağı doğru durur kimisi bittiği yerden yukarı doğru kıvrılır. sanki yaşlandıkça daha aşağı bakıyordu dudaklar.
hep merak ettim kendiminkileri, ileride nasıl görüneceklerini, minik bir kız çocuğu incelediğinde yüzümü ne görecekti. çirkin bi kadın olmaktan korkmadım hiç mutsuz bir kadın olmaktan korktuğum gibi.
öyle çok mutsuz kadın gördüm ki hayatımda, onlardan biri olmak kaderim olacak diye korktum hep.
annemin mutsuzlukları aklımda, dedem öldüğünde ağladığı mesela ya da anlatamadığı zamanlarda derdini...
aciz kadın çaresizlikleri, o an ki ifadeleri.. nerede görsem tanırım.
aciz kadın çaresizlikleri, o an ki ifadeleri.. nerede görsem tanırım.
nerede mutsuz bi kadın görsem gökyüzünü parçalamak isterim. ne zaman mutsuz olsam onlarca kadın yüzü görürüm yüzümde..
biri söylese inanmazsın, kehanet olsa güler geçersin...
günlerdir kareli eteğim soket çorabımla 16 yaşındayım kısacık saçlarım..
bi çocuk sevmiştim lacivertti gözleri, o sıralar denizi özlerdim belki ondan o kadar sevmiştim, gözlerine ne zaman baksam bi dalga beni içine alacak sanırdım..
beni hiç öpmüş müydü hatırlamıyorum, utandığımı hatırlıyorum sadece çok utanırdım onun yanında, sevdiğimi bildiğini bildiğimden belki..
bölük pörçük hatıralar bi otobüs servisinin arkasından el salladığımı hatırlıyorum; sabahtı, güneşli bi sabahtı sanırım içim üşüyordu ama okula kadar başım önde gitmiştim..
bir gün bir mesaj yazmıştı, önümde diz çöküp ellerimi avuçlarının arasına aldığını hissettim, "bir gün buluşmak üzere" demişti.. üzülmüştüm, inanmamıştım beklememiştim de (yani sanırım)..
sonra aşık da oldum çok defa..
13 yıl sonra evlerimizden çok uzakta aynı ilin ilçesinin beldesinde yaşıyor olduğumuzu öğrenene kadar aklıma bile gelmiyordu..
bir gün biri gelir ve yüreğinizdeki kitabı eline alır, üzerindeki tozu üfleyiverir :)
günlerdir kareli eteğim soket çorabımla 16 yaşındayım kısacık saçlarım..
bi çocuk sevmiştim lacivertti gözleri, o sıralar denizi özlerdim belki ondan o kadar sevmiştim, gözlerine ne zaman baksam bi dalga beni içine alacak sanırdım..
beni hiç öpmüş müydü hatırlamıyorum, utandığımı hatırlıyorum sadece çok utanırdım onun yanında, sevdiğimi bildiğini bildiğimden belki..
bölük pörçük hatıralar bi otobüs servisinin arkasından el salladığımı hatırlıyorum; sabahtı, güneşli bi sabahtı sanırım içim üşüyordu ama okula kadar başım önde gitmiştim..
bir gün bir mesaj yazmıştı, önümde diz çöküp ellerimi avuçlarının arasına aldığını hissettim, "bir gün buluşmak üzere" demişti.. üzülmüştüm, inanmamıştım beklememiştim de (yani sanırım)..
sonra aşık da oldum çok defa..
13 yıl sonra evlerimizden çok uzakta aynı ilin ilçesinin beldesinde yaşıyor olduğumuzu öğrenene kadar aklıma bile gelmiyordu..
bir gün biri gelir ve yüreğinizdeki kitabı eline alır, üzerindeki tozu üfleyiverir :)
4 Şubat 2013 Pazartesi
hep yalnızdım aslında..
okul bahçesinde en köşede duvarın dibinde oturan kız çocuğu bendim. hep tek kişilik oyunları ezberleyen.
üniversite sınavına yalnız giden tek insandım. cebindeki bozuk paraları yere bırakan.
hastane odalarında, otobüs yolculuklarında, sinema salonlarında, kafelerde..
sokaklarda hep hızlı adımlarla yürüyen bendim.
aşklarımsa evrenin bana; "hadi kızım yürü, kim tutar seni, deh!" deme şekliydi.
okul bahçesinde en köşede duvarın dibinde oturan kız çocuğu bendim. hep tek kişilik oyunları ezberleyen.
üniversite sınavına yalnız giden tek insandım. cebindeki bozuk paraları yere bırakan.
hastane odalarında, otobüs yolculuklarında, sinema salonlarında, kafelerde..
sokaklarda hep hızlı adımlarla yürüyen bendim.
aşklarımsa evrenin bana; "hadi kızım yürü, kim tutar seni, deh!" deme şekliydi.
mutlu olacağımıza o kadar inanmıştık ki, mutsuzluğumuzu kabul etmedik hiç.. iyi insanlar sonsuza dek mutlu yaşardı çünkü, iyiydik! hep düzelecek hep geçecek diye umut ederek, bekleyerek öldü çoğu iyi insan, mezarlarında unutuldular. zaman adil davranmıyordu iyilere, herkes için geçiyordu ve bir iyiye yapılan haksızlık an geçtikçe katlanıyor ve zamanın sırtına ödenmesi imkansız bir borç olarak biniyordu, iyiler alacaklarını tahsil edemez çoğu zaman ve zaman hiç de sadık değildir borçlarına, alacağına şahin vereceğine karga..
18 Ekim 2012 Perşembe
yanlış yöne gidiyoruz kaptan, git gide uzaklaşıyor hayallerim benden. ufuk çizgisi kadar uzak şimdi hayallerim ben ulaşmaya çalıştıkça daha da uzaklaşıyor.
bir dalga vuruyor atıyor bilmediğim kıyılara, dünya ne kadar büyük ne kadar bir kum tanesi yurdum ne yerdeyim ne gökte her yerdeyim hem hiçbir yerde..
insanın gittiğinde kurtulabileceği dertleri olmalı, nereye gitse kendiyle gelen değil. bu kadarını hak edecek kadar bedbaht olmamalı kimse.
bir dalga vuruyor atıyor bilmediğim kıyılara, dünya ne kadar büyük ne kadar bir kum tanesi yurdum ne yerdeyim ne gökte her yerdeyim hem hiçbir yerde..
insanın gittiğinde kurtulabileceği dertleri olmalı, nereye gitse kendiyle gelen değil. bu kadarını hak edecek kadar bedbaht olmamalı kimse.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)